Katılım Sigortacılığı

Ülkemizde Katılım Sigortası ismiyle anılan Tekâfül, yardımlaşma usulüyle yapılan karşılıklı sigortadır.

Genel Bilgiler Şirket Uygulamaları Danışma Komitesi

Genel Bilgiler

“Katılım” veya “tekâfül” sigortacılığı olarak kullanılan tanım Türkiye’de çoğunlukla katılım sigortacılığı olarak kullanılmaktadır.

Arapçadan gelen ‘tekâfül’, “karşılıklı garanti vermek”, “birbirine kefil olmak” anlamlarına gelmektedir. Bu sigortanın temel amacı sigortalıların karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma amacı ile bir araya gelmesi ve toplanan katkı paylarının riske maruz kalan kişiler tarafından kullanılmasıdır. Katılım sigortacılığı; değişik fertlerin birleşerek, içlerinden zarara maruz kalan katılımcıların zararının tazmin edilmesi üzerine yaptıkları bir yardımlaşmadır. Bu sistemde toplanan paralar yardımlaşma sandığı olarak adlandırılan prim havuzunda birikir ve üye olan kişilerden (poliçe sahipleri) riskli durumda olanların zararları bu havuzdan tazmin edilir.

Katılım Sigortacılığı Sistemi’nin Temel İlkeleri

  • Yardımlaşma unsurunun/amacının bulunması,
  • Primlerin toplandığı havuzun poliçe sahiplerine ait olması, şirkete ait bir mülkiyetin bulunmaması,
  • Sermayedar ve sigortalılardan toplanan primlerin faizsiz ve Danışma Komitesi onayından geçmiş piyasa araçlarında (katılma hesapları, Kamu ve Özel Sektör Sukukları, BIST Katılım Endeksi, kıymetli metaller, altın, döviz vb.) değerlendirilmesi,
  • Sigorta teminatı verilen konularda seçici davranılması,
  • Fıkıh alanında ihtisas sahibi bir danışma heyetinden hizmet alınması. Katılım Emeklilik ve Hayat A.Ş’nin faaliyet gösterdiği tüm sigorta branşlarındaki en önemli ilkesi, bütün operasyon ve anlaşmalarında katılım prensibine gösterdiği titizliktir.

Bu bağlamda;

  • Katılım sigorta sözleşmelerinin katılımcılar arasındaki yardımlaşma ve kefilleşme (teavün ve tekâfül) hizmetinin organizasyonu amacıyla düzenlenmesi,
  • Katılım Emeklilik ve Hayat A.Ş.’nin yapmış olduğu katılım sigortacılığı organizasyonuyla ilgili olarak verilen hizmete karşılık belirli bir vekâlet ücretiyle tahsil edilen katkı primlerin yatırım işlemlerini yönetme karşılığında oluşan gelirler üzerinden de belirli bir pay alması,
  • Katılım Sigortacılığı mevzuatına ve tarife tasdikine uygun şekilde katkı primlerinden alınan kesintiler ile verilen katılım sigortası teminatlarına yönelik sözleşmelerde ve bilgilendirmelerde katılımcılara karşı şeffaf, güvenilir ve açık olunması,
  • Şirketin öz sermayesi ile katılımcılardan toplanan risk primlerinin ayrı hesaplarda takip edilmesi,
  • Şirketin öz sermayesi ile katılımcılardan tahsil edilen katkı primlerin şirketin Danışma Komitesi tarafından onaylanan ve İslami finans ilkelerine uygun yatırım enstrümanları ile değerlendirilmesi,
  1. Katılım bankalarında açılacak katılma hesaplarının,
  2. Katılım endeksine uygun hisse senetleri veya Danışma Komitesi tarafından onaylanan ve dönemsel gözden geçirmeler ile güncellenen hisse senetlerinin veya endeksinin
  3. Faizsiz yöntemlerle gerçekleştirilecek altın, gümüş ve döviz alım-satım işlemlerinin,
  4. Altın, gümüş ve diğer kıymetli madenler ve bunlara dayalı faizsiz yöntemle yatırım yapılabilecek sermaye piyasası araçlarının,
  5. Türkiye'de veya yurt dışında ihraç edilen ve ihraç eden kuruluşun Danışma Komitesi tarafından onaylanmış Kamu veya Özel Sektör Sukuk, Kira Sertifikası ve benzeri faizsiz getiri veya yatırım araçlarının,
  6. Kurucunun Danışma Komitesi tarafından onaylanmış Faizsiz Yatırım Fonları ve Faizsiz Borsa Yatırım Fonlarının,
  7. Danışma Komitesi tarafından onaylanan diğer yatırım araçlarının,
  8. Katılımcı Risk Fonundaki birikimin değerlendirilmesi amacı ile kullanılması,

Farklar

Katılım Sigortacılığı Geleneksel Sigortacılık
Karşılıklı yardımlaşma esasına dayalı bir teberru/bağış sözleşmesidir. Sigortalıların poliçelerin alıcısı olduğu, bir satın alma sözleşmesidir.
Risk paylaşımı esasına dayanır. Risk transferi esasına dayanır.
Sigorta şirketi katılımcıların adına sigortacılık faaliyetlerini yürütür ve sigortacı yerine, operatör/işletmen olarak adlandırılır. Sigortalılar ve şirket arasında birebir bir ilişki mevcuttur.
Katılımcılar risk fonunun da sahibi olduğu için sigortalama riskini üstlenir. Sigorta şirketi sigortalama riskini üstlenir.
Toplanan katkılar katılımcıların ortak sahipliğinin olduğu risk fonuna aktarılmakta ve operatör tarafından yönetilmektedir. Ödenen primlerin sahipliği sigorta şirketine aittir.
Risk fonundaki ve pay sahiplerinin fonundaki varlıklar katılım finans ilkelerine uygun yatırım araçlarına yönlendirilir. Yasal düzenlemelerde belirlenen kurallar dışında herhangi bir sınırlama mevcut değildir.
Mevcut sigortacılık mevzuatına ek olarak Katılım Sigortacılığı Çalışma Usul ve Esasları hakkındaki yönetmeliğe tabidir. Mevcut sigortacılık mevzuatına tabidir.
Operatör şirket fıkıh alanında uzman üyelerden oluşan danışma komitesinden hizmet alır. -
Şirketin ve katılımcıların gelirleri ayrı hesaplarda takip edilir. Şirketin birer bilançosu ve gelir tablosu mevcuttur.
Katkıların katılım reasüransı şirketine devredilmesi gerekmektedir. Ancak katılım reasüransı şirketinin yokluğu durumunda belli şartlarla konvansiyonel reasürans şirketleriyle çalışmasına müsaade edilmiştir. Primler (ve risk) reasürans şirketine devredilir.

Modeller

Mudarebe Modeli

Bu model, özellikle Malezya, Endonezya gibi uzak doğu ülkelerinde benimsenen bir modeldir. Bazit bir anlatımla bu modelde sermayedarı tarafından kurulan bir Tekâfül şirketi sigorta poliçesi düzenleme başladıkça katılımcılardan teberruları fon içerisinde biriktirmeye başlar. Dönem sonunda fonda herhangi bir artı değer kalması halinde bu değerin hangi oranda paylaşılacağı hususunun ilk başta sözleşme ile belli olması gerekmektedir. Mesela %30 tekâfül şirketine %70 poliçe sahiplerine veya %50 tekâfül şirketine %50 poliçe sahiplerine gibi bir oran bildirimi yapılır. Mudarebe modelinde şirket katkı paylarının tahsil edilmesi, bunların işletilmesinden ve idaresinden sorumludur. İşletilen bu fonlara ait meblağdan elde edilen kazanç da şirket ve fon arasında önceden belirlenmiş bir oran dâhilinde paylaştırılmaktadır. Dönem içerisinde oluşan direkt ve dolaylı hasar giderleri ile retekâfül/reasürans giderleri katılımcı fonlarından karşılanmakta, diğer giderler ise şirketin sermayesi tarafından üstlenilmektedir.

Burada özellikle son aşamada çıkan kâr veya zarar sonucundan şirket kendisi adına oluşan kardan şirketin operasyonel maliyetlerini (personel, BT giderleri, reklam, pazarlama, yönetim giderleri gibi.) karşılamaktadır.

Vekâlet Yöntemi

Bu modelde tekâfül şirketi poliçe sahibinin vekili gibi hareket etmektedir. Şirketin rolü havuza ait tüm işlemleri önceden belirlenmiş bir ücret mukabilinde yerine getirmektir. Şayet bu işlemlerden şirket pay almıyorsa bu sistem “Ücretsiz Vekâlet” adı verilmektedir. Bu modelde şirketin alacağı ücret akit yapılırken belirlenir. Bütün giderler/masraflar bu ücretten karşılanır ve bu ücretin yetmediği durumlarda şirket sermayedarı bu eksiği kendileri karşılarlar. Saf Vekâlet modelinde yatırım gelirlerinden de şirket herhangi bir pay alamaz.

Sigorta sözleşmesi öncesi belirli olan vekâlet ücreti bu tutar şirket geliri olarak muhasebeleşmektedir. Bu kısma dağıtım kanalına ödenen komisyon ücreti de dâhil edilebilmektedir. Bu kısımdan geri kalan katkı payı meblağı ise Tekâfül fonuna konmaktadır. Bu fondan tazminatlar, Retekâfül, teknik karşılıklar vb. teknik giderler karşılanır. Bu harcamalardan sonra bakiye kalması halinde bunun tümü poliçe sahiplerine nakledilir. Bazı durumlarda bu bakiyeden gerekli karşılıklar da ayrıldıktan sonra dağıtım yapılmaktadır. Bu model daha ziyade Ortadoğu ve Körfez Bölgesindeki ülkelerde uygulanmaktadır.

Karma Yöntem

Bu model saf vekâlet yöntemine benzemekte sadece fonun işletmesi tarafında tekâfül şirketi Mudarip sıfatı ile de bundan pay almaktadır. Bu model Karma veya Hibrit (Mudarebe ve Vekâlet modellerinin karışımı) olarak isimlendirmektedir. Vekâlet yöntemindeki şekilde şirket belli bir vekâlet ücreti aldıktan sonra arta kalan katkı payı meblağı yatırıma yönlenmekte ve şirket Mudarebe usulüyle gerçekleştirilen yatırım gelirlerinden de pay alarak şirketin kazancı ortaya çıkar. Son yıllarda kurulan Tekâfül şirketlerinin çoğu bu modeli tercih etmekte, dini açıdan da bu modelin daha sıhhatli olduğu âlimler tarafından ifade edilmektedir. Ayrıca önceden beri Mudarebe modelini benimsemiş bazı şirketler de bu modele geçiş yapmakta oldukları görülmektedir.